Hafta içi 16:00'a kadar vereceğiniz siparişler aynı gün kargoya verilir. Ürünlerimiz tüm Türkiye'ye en taze şekilde sıcak hava şartlarına karşı korumalı olarak gönderilmektedir. Gönderim ve Teslimat için Tıklayınız.
facebook instagram

Haberler

Eklenen Tarih: 27/06/2013 HACI ŞERİF'in Katkılarıyla İstanbul’da Buldanlı Bir Evliyazade Fehmi Erensoy

İstanbul’da Buldanlı Bir Evliyazade Fehmi Erensoy

30 Mayıs 2013

İstan­bul’daki De­niz­li rö­por­ta­jı­nı bu kez bir sağ­lık prob­le­mi ya­şa­yan Meh­tap ar­ka­da­şı­mız ye­ri­ne ben­de­niz Sedat Kurt ger­çek­leş­tir­di. Bu plan­da ol­ma­yan ak­si­lik ne­de­niy­le iş başa düştü di­ye­rek Denizlihaber.​com okur­la­rı için İstan­bul’a git­tim. 1970’ler­den bu yana dünya dev­le­riy­le ti­ca­ret yapan bir Ev­li­ya­za­de’ye siz­ler adına konuk oldum.

sedat-fehmi-erensoy-4

Keza, Os­man­lı dö­ne­min­de Ege’nin en önem­li aile­si di­ye­bi­li­riz Evil­ya­za­de­ler için. O dö­ne­min ta­ri­hi­ne me­rak­lı olan­lar, Konya’dan 1400’lü yıl­la­rın ba­şın­da Bul­dan’a göçen ve daha sonra bir kıs­mı­nın İzmir’e yer­leş­ti­ği Ev­li­ya­ze­de­ler’in ne denli önem­li bir aile ol­du­ğu­nu bilir.

İçin­den hem Os­man­lı pa­şa­la­rı, hem be­le­di­ye baş­kan­la­rı çı­kar­mış Ev­li­ya­ze­de­ler, Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti’nin ku­ru­luş dö­ne­mi ve son­ra­sın­da da et­ki­si­ni önem­li öl­çü­de sür­dür­müş­tür. İtti­hat ve Te­rak­ki, Ata­türk ve Adnan Men­de­res dö­ne­min­de sü­re­cin ya bi­re­bir oyun ku­ru­cu­su ya da önem­li rol­le­rin­den bi­ri­ni üst­le­nen; Baş­ba­kan Adnan Men­de­res, Dış İşleri Ba­kan­la­rı Fatin Rüştü Zorlu,Tev­fik Rüştü Aras ve Dr. Nazım bey bu aile­ye damat ol­muş­tur. İşte bu aile­nin gü­nü­mü­ze uzan­mış ender tem­sil­ci­le­rin­den biri Fehmi Eren­soy.

1970’ler­den bu yana İstan­bul’da ti­ca­ret­le uğ­ra­şan ve dün­ya­nın dev fir­ma­la­rıy­la iş yapan bir şir­ke­tin ba­şın­da şu an. İki kar­de­şiy­le bir­lik­te İstan­bul’da ge­çir­di­ği ve sü­rek­li yük­se­len ba­şa­rı gra­fi­ğiy­le örnek bir ti­ca­ri ha­ya­ta sahip olan Fehmi Eren­soy kar­deş­le­riy­le bir­lik­te kar­şı­la­dı beni.

sedat-fehmi-erensoy-7

Uzun uzun geç­miş­ten bah­set­tik, ge­le­ce­ğe atıf­ta bu­lun­duk. Yok­luk, yok­sul­luk ve sı­kın­tı için­de geçen ço­cuk­luk yıl­la­rı, her­ke­sin gıpta ile bak­tı­ğı ve dost elini uzat­tı­ğı genç­lik dö­nem­le­ri, ha­ya­tın­da çok önem­li bir kı­rıl­ma nok­ta­sı olan as­ker­li­ği ve son­ra­sın­da ya­şa­dık­la­rıy­la Fehmi Eren­soy’un yaşam hi­ka­ye­si ke­sin­lik­le ta­ri­he not dü­şü­lecek cins­ten.

İşte Eren­soy’la ha­ya­tı üze­ri­ne rö­por­ta­jı­mız

Sedat KURT: Fehmi Bey, siz bir Ev­li­ya­za­de’siniz. Bir Ev­li­ya­za­de Ko­na­ğı’nda doğ­du­nuz. Bul­dan’da geçen ço­cuk­luk yıl­la­rı­nız na­sıl­dı?

Fehmi EREN­SOY: Biz ara­la­rın­da or­ta­la­ma 1-2 yaş olan 3 kar­de­şiz. Biz­le­ri an­ne­miz bü­yüt­tü. Çünkü bir do­ku­ma­cı olan babam Ahmet Şükrü Eren­soy, ge­çir­di­ği za­tü­re has­ta­lı­ğı ne­de­niy­le çok genç yaşta ya­şa­mı­nı yi­tir­miş. Tabi biz o za­man­lar çok kü­çü­ğüz. En kü­çü­ğü­müz be­şik­te. Annem henüz 23 yaş­la­rın­da, 3 ço­cu­ğuy­la bir­lik­te dul kal­mış.

eski-anne
EVLİYA­ZA­DE KO­NA­ĞIN­DA DOĞDU

Bul­dan’da olan Ev­li­ya­za­de Ko­na­ğı, as­lın­da çok geniş bir avlu için­de çok sa­yı­da­ki ko­nak­tan sa­de­ce biri. Biz o av­lu­da bu­lu­nan ve gü­nü­mü­ze kadar ko­run­muş mev­cut ko­na­ğın iki üç misli bü­yük­lük­te­ki bir ko­nak­ta dün­ya­ya gel­dik. Ancak, yaşam bizim için ol­duk­ça zordu. Annem çok genç yaşta dul kal­dı­ğı için he­pi­miz bir şe­kil­de o zor­lu­ğun üs­te­sin­den gel­mek adına ya­pa­bi­le­ce­ği­mi­zin üs­tün­de rol­ler edin­dik. Ama dı­şa­rı­ya hiç­bir zaman bir Ev­li­ya­za­de gö­rün­tü­sün­den öte iz­le­nim ver­me­dik. Ya­şa­dı­ğı­mız zor­luk ve güç­lük­ler ko­nak­tan dı­şa­rı çık­ma­dı. Çok ya­kın­la­rı­mız bile ya­şa­dı­ğı­mız sı­kın­tı­la­rı zerre kadar gör­me­di.

eski-1

Sedat KURT: Genç yaşta bir ka­dı­nın 3 ço­cu­ğu ile dul kal­ma­sı, hele hele o za­man­lar çok zor­dur sa­nı­rım. Nasıl ge­çi­ni­yor­du­nuz?

SA­BA­HIN 4’ÜNDE KAL­KIP LONCA’YA GİDERDİK

Fehmi EREN­SOY: İlko­kul ça­ğım­da an­ne­min ha­zır­la­dı­ğı ipek­li peş­ta­mal do­ku­ma­la­rı o za­man­lar haf­ta­nın belli gün­le­rin­de, kar­de­şim­le mü­na­ve­be­li ola­rak, il­çe­de ku­ru­lan lon­ca­ya Ege­nin fark­lı kent­le­rin­den ve De­niz­li’den gelen tüc­car­la­ra ma­lı­mı­zı sa­tar­dık. Lonca’nın ku­ru­la­ca­ğı gün sa­ba­hın 4’ünde uya­nır, koşa koşa lon­ca­ya gi­der­dim. Lonca’da do­ku­ma­la­rı­mı­zı gelen tüc­car­la­ra sa­tar­sak se­vi­nir, sa­ta­maz­sak üzü­le­rek eve döner il­ko­kul ön­lü­ğü­mü gi­ye­rek il­ko­ku­la gi­der­dim. An­ne­min ça­lış­tı­ğı do­ku­ma tez­ga­hı­nın ip­le­ri­ni ay­dın­la­tan ge­mi­ci fe­ne­ri (gaz lam­ba­sı­nın) al­tın­da ders ça­lı­şır­dık. Çok iyi ha­tır­lı­yo­rum. O kadar ta­sar­ruf­lu olmak zo­run­day­dık ki, kur­şun ka­le­mim bir iki san­tim ka­lın­ca­ya kadar (ka­mı­şa ta­ka­rak) kul­lan­mak zo­run­day­dım. Artık kul­la­nıl­ma­ya­cak rad­de­ye ge­lin­ce atar, ye­ri­ne bir ye­ni­si­ni alır­dık. Aksi halde kur­şun ka­le­me ve­re­ce­ği­miz bir kuruş para bir eksik ekmek de­mek­ti.

YARIM KURUŞ İÇİN AZAR İŞİTTİM AMA!

Bir gün lon­ca­da do­ku­ma­la­rı­mı­zı sat­mam ge­re­ken birim fi­ya­tın yarım kuruş al­tın­da ucuza sat­mış öyle eve dön­müş­tüm. Annem neden o fi­ya­ta sat­tı­ğı­mı sordu. Ben de mal­la­rın eli­miz­de ka­la­ca­ğı kor­ku­suy­la bir hafta pa­ra­sız ve aç kal­ma­mak ve ya­pa­ca­ğı­mız do­ku­ma için ala­ca­ğı­mız iplik top­la­rı­nın pa­ra­sı­nı dü­şü­ne­rek zo­run­lu in­di­rim yap­tı­ğı­mı söy­le­dim. Annem bana bir hesap yaptı. Elim­de­ki mal­la­ra iliş­kin yap­tı­ğım in­di­rim ne­de­niy­le 125 kuruş zarar et­miş­tik. Bu an­ne­min he­sa­bı­na göre 5 ekmek ya­pı­yor­du. Ve biz o yüz­den takip eden hafta için­de 5 ekmek daha az tü­ket­mek zo­run­da ka­la­bi­lir­dik. O gün an­ne­min söy­le­dik­le­rin­den ucuz ya­pı­lan sa­tış­ta yarım ku­ru­şun bile bizim için ne kadar ha­ya­ti bir zo­run­lu­luk ol­du­ğu­nun far­kı­na var­dım.

sedat-fehmi-erensoy-3

Sedat KURT: Ya sonra? İler­le­yen dö­nem­ler­de ne yap­tı­nız?

Fehmi EREN­SOY: İçinde bu­lun­du­ğu­muz güç­lük, an­ne­min her şeye rağ­men, yön veren ki­şi­li­ği, ze­ka­sı, ça­lış­kan­lı­ğı, güçlü ve örnek ka­rak­te­ri, bize ver­di­ği önem bana her zaman daha büyük bir şevk oldu. İyi bir çocuk olmak, ba­şa­rı­lı bir öğ­ren­ci olmak için daha çok hırs yap­tım. Henüz 13-14 yaş­la­rım­da bilim tek­nik set­le­ri­nin tü­mü­nü bi­tir­miş­tim. O za­ma­nın in­san­la­rı bilir çok önem­li bir mec­mua daha vardı; Bütün Dünya. Ben o yaşta o se­ri­yi de ta­mam­la­dım. Her şeyi, daha faz­la­sı­nı öğ­ren­mek, daha çok bilgi sa­hi­bi olmak is­ti­yor­dum. Bu ne­den­le Fran­sız­ca oku­ma­ma rağ­men, ile­ri­de ge­çer­li lisan ola­cak diye İngi­liz­ce öğ­ren­mek için Fono de­ni­len bir ya­yın­dan kendi ken­di­me in­gi­liz­ce ça­lı­şır­dım. Ve ben o za­man­lar İngi­liz­ce de öğ­ren­di­ği­mi de sa­nı­yor­dum.

Sedat KURT: Peki bu kadar çok oku­ma­nız Bul­dan’da size avan­taj sağ­la­dı mı?

Fehmi EREN­SOY: Henüz 15 ya­şın­day­ken yüz­ler­ce da­va­da fenni bi­lir­ki­şi ola­rak görev yap­tım. O dö­ne­min ha­kim­le­ri beni çok ba­şa­rı­lı bulur ve se­ver­ler­di. Yaşım çok küçük ol­ma­sı­na rağ­men bana ina­nıl­maz iti­mat gös­te­rir­ler­di. Hatta ara­la­rın­dan İstan­bul­lu ha­nı­mı ta­ra­fın­dan çok var­lık­lı bir hakim vardı. Şev­ket Bey, bana İstan­bul’da Top­ka­pı çı­kı­şın­da bir akar­ya­kıt is­tas­yo­nu açma tek­li­fin­de bu­lun­du. Noter ev­rak­la­rı­nı imza aşa­ma­sı­na kadar ba­şa­rı ile ha­zır­la­dı­ğı­mı gören ha­kim­ler, aynı dö­nem­ler­de noter ol­ma­mı da öner­di­ler. Ve An­ka­ra’dan onay geldi. Ancak as­ker­lik mec­bu­ri­ye­ti vardı. Ha­kim­ler il­gi­li ku­rum­la ko­nu­şup as­ker­li­ği­mi yap­mam veya er­te­le­mem ha­lin­de no­ter­lik sö­zü­nü al­dı­lar. Hatta 16-17 ya­şın­day­ken se­çim­ler­de san­dık ku­ru­lu baş­kan­lık­la­rı da yap­tım.

sedat-fehmi-erensoy-1

RU­MOĞ­LU SAYESİNDE BATI MÜZİĞİ İLE TA­NIŞ­TIM
Sedat KURT: İstan­bul’a gelme ka­ra­rı­nı nasıl ver­di­niz?

Fehmi EREN­SOY: Yaşım ge­lin­ce bek­le­mek­si­zin as­ke­re git­tim. Orada Ru­moğ­lu de­dik­le­ri bir ar­ka­da­şım oldu. O Royal Çi­ko­la­ta­la­rı­nın ye­ğe­ni, Mer­bo­lin fab­ri­ka­sı­nın his­se­da­rı­nın oğlu idi. Me­se­la ilk kez batı mü­zi­ği­ni onun sa­ye­sin­de ta­nı­dım. Beni çok se­ver­di. Ben­den 6 ay önce ter­his oldu. Gider git­mez ba­ba­sı­na ya Fehmi’yle ortak bir iş ya­pa­rız (Ki bu iş Mer­bo­lin’in Ka­ra­köy’deki Top­tan Satış Ma­ğa­za­sı or­tak­lı­ğıy­dı) ya da gider Lond­ra’ya yer­le­şir orada ya­şa­rım demiş. Çok iyi bir in­san­dı. İyi bir ar­ka­daş­tık. Ser­ma­yem ol­ma­ma­sı­na rağ­men, bana or­tak­lık tek­lif etti. As­lın­da as­ker­den gel­dik­ten sonra bu or­tak­lı­ğa gir­me­yi dü­şü­nü­yor­dum.

___________________

haci-serif-don-hel
____________________

Sedat KURT: Neden sonra ka­ra­rı­rı­nız de­ğiş­ti?

Fehmi EREN­SOY: Ancak o dö­nem­ler­de Bul­dan’la ir­ti­ba­tı güçlü İstan­bul’daki Akın Teks­til’in sa­hi­bi Rüştü Akın ve kar­de­şi Hay­dar Akın da beni mek­tup­la Akın Teks­til’e ça­ğır­dı. Şöyle söy­le­ye­yim, o za­man­lar Koç Aile­si ve Sa­ban­cı aile­le­ri gibi bi­li­nen ve se­vi­len bir aile ko­nu­mun­da idi­ler, Rüştü ve Hay­dar Bey­ler, hala en sa­mi­mi aile dostu ve ar­ka­daş­tır­lar. Ken­di­le­ri dünya dev­le­riy­le ça­lı­şı­yor­du. Mek­tup­la Rüştü Bey beni ça­ğır­dı. İş gö­rüş­me­si­ne git­tim ve işe alın­dım. 1965’in son­la­rın­da, Akın Teks­til ile bir­lik­te İstan­bul ya­şan­tım baş­la­dı.

7-11 MESAİ YAP­TIM

Sedat KURT: Tek ba­şı­nı­za mı git­ti­niz? Yoksa aile­ni­zi de gö­tür­dü­nüz mü?

Fehmi EREN­SOY: An­ne­miz Mak­bu­le Eren­soy ve iki kar­de­şim­le bir­lik­te ailem bir sene sonra ta­ma­men İstan­bul’a göç­tük. Taş­ka­sap’ta ki­ra­lık bir ev tut­tuk. Kar­deş­le­rim­den Meh­met Bey de ter­zi­li­ğe mes­le­ği­ne devam etti. Ve aylar yıl­lar sü­recek sabah 7 gece 11 me­sa­im de ilk iş ha­ya­tım­da baş­la­mış oldu. Hİç erin­me­dim, dert yan­ma­dım, ek­sik­siz yıl­lar bo­yun­ca 7-11 mesai yap­tım. Çünkü bu kurum benim için çok büyük bir okul­du ve öğ­re­ne­ce­ğim çok şey vardı. Rüştü ve Hay­dar Bey­ler de bana son de­re­ce iti­mat et­ti­ğin­den ken­di­mi so­rum­lu his­se­di­yor­dum. O yıl­lar­da dünya dev­le­ri­nin ba­şın­da­ki isim­ler­le tek tek ta­nış­ma­ya baş­la­dım. Dış ti­ca­re­ti, yani ih­ra­ca­tı, it­ha­la­tı, ulus­lar arası pi­ya­sa­yı öğ­ren­me­ye baş­la­dım.

eski

Sedat KURT: Ya­ban­cı dilde zor­la­nı­yor muy­du­nuz?

Fehmi EREN­SOY: Bir gün BASF’den önem­li bir ko­nu­ğu ağır­la­dık. Av­ru­pa’dan ge­len­le­re o zaman İlk mu­ha­tap ben ol­du­ğum­dan mi­sa­fi­ri­miz, bana İngi­liz­ce­min çok ye­ter­siz ol­du­ğu­nu an­la­tan bir söz söy­le­di. Top­lan­tı­dan sonra Rüştü Bey’in ya­nı­na gi­de­rek, ken­di­mi ne kadar kötü his­set­ti­ği­mi söy­le­dim. Bir an önce bir İngi­liz­ce kur­su­na veya oku­lu­na git­mek ar­zu­su için­de ol­du­ğu­mu ilet­tim. O gün­ler­de en iyi okul ola­rak Ni­şan­ta­şı’ndaki HighSc­ho­ol vardı. Oraya gidip İngi­liz­ce öğ­re­ne­ce­ği­mi söy­le­yin­ce Rüştü Bey bunun üze­ri­ne bana ‘Evim na­sıl­sa çok yakın ben de seni her gün o okula kendi ara­bam­la bı­ra­kı­rım dedi. Ve o dö­nem­de ben İstan­bul’un en önem­li ve en zen­gin aile­le­ri­nin ço­cuk­la­rı­nın git­ti­ği (Bu­ra­da gü­lüm­se­ye­rek, tabii hepsi İngi­liz­ce bi­li­yor. İngil­te­re ve Ame­ri­ka’da uzun süre kal­mış, ho­ca­lar­la Es­pi­ri ya­pa­cak ko­num­da olan bu ar­ka­daş­lar, On­la­rın derdi vakit ge­çir­mek­ti ama benim is­tik­ba­lim için İngi­liz­ce öğ­ren­me­ye çok ih­ti­ya­cım vardı diyor) bu okul­da İngi­liz­ce­mi ge­liş­tir­dim. Rüştü Bey­ler o ko­nu­da da bana çok yar­dım­cı oldu.

RÜŞTÜ VE HAY­DAR AKIN BEY­LER SAYESİNDE…

Sedat KURT: Gör­dü­ğüm ka­da­rıy­la Rüştü ve Hay­dar Akın kar­deş­le­rin ha­ya­tı­nız­da­ki yeri ol­duk­ça fark­lı
Fehmi EREN­SOY: Bizim bu­gün­le­re gel­me­miz­de­ki en büyük etken şüp­he­siz ünü tüm dünya ta­ra­fın­dan bi­li­nen Rüştü ve Hay­dar Akın bey­ler ile ve Akın Teks­til’de ça­lış­mam­dır. Ben ne zaman tak­dir ifa­de­si ile ken­di­le­ri­ne te­şek­kür etsem, al­dı­ğım cevap “Bi­zim­le bin­ler­ce kişi ça­lış­tı, bir sen çok fark­lı çık­tın. Se­nin­le if­ti­har edi­yo­ruz” oldu. Fab­ri­ka ola­rak 1950’ler­den sonra yal­nız İstan­bul değil Tür­ki­ye’nin en büyük şir­ket­le­rin­den biri olan bu şir­ket­te tec­rü­be­le­rim ol­ma­sa bu dünya gö­rü­şü ve ba­kı­şı­na asla sahip ola­ma­ya­cak­tım belki de. Onlar sa­ye­sin­de dün­ya­nın dev fir­ma­la­rıy­la henüz 22 yaş­la­rım­da ta­nış­tım. Bayer, BASF, Ciba, ICI, De­gus­sa, Pe­ro­xit sc­he­mi vs… gibi çok büyük fir­ma­lar­la hem ça­lış­ma hem ta­nış­ma fır­sa­tı ya­ka­la­dım. Hay­dar ve Rüştü Akın Bey­ler sa­ye­sin­de dün­ya­ya ba­kı­şım ve ufkum, ön­ce­den tah­min ede­me­ye­ce­ğim kadar de­ğiş­ti. İstan­bul ha­ya­tım­da her şeye yeni baş­tan baş­la­ya­rak, okul dahil, se­mi­ner, kurs, top­lan­tı ve belki de yüz­ler­ce kon­fe­ran­sa kendi arzum ile is­te­ye­rek Rüştü ve Hay­dar Akın Bey­ler sa­ye­sin­de ka­tıl­dım ve şir­ket­le­ri­mi kur­duk­tan sonra da, her kon­fe­ran­sı belki ar­tı­rı­mı ve dünya ti­ca­re­ti­ne en­teg­re ola­bil­mek için, saati yüz bin dolar olan, üst düzey ko­nuş­ma­cı­la­rın ve Nobel ödül­lü bilim adam­la­rı ve sa­nat­kar­la­rın bu­lun­du­ğu kon­fe­rans­la­ra din­le­yi­ci ola­rak ka­tıl­dım. Akın aile­si ile kendi işim ne­de­ni ile ay­rı­lı­şım­dan, çok büyük bir zaman geç­me­si­ne rağ­men ailecek hala gö­rü­şür ken­di­le­ri­ne büyük hür­met ede­rim. Hay­dar bey hala ‘Benim iki kızım bir oğlum var, oğlum sen­sin’ der. Benim bu dün­ya­da edin­di­ğim en büyük ser­ma­yem de bu söz­ler. Ça­lış­ma­da­ki iliş­ki­le­ri, sa­mi­mi­ye­ti, sev­gi­yi ve say­gı­yı ve hatta hep­sin­den önem­li­si gü­ve­ni gös­te­ren söz­ler­dir bun­lar benim için.

Sedat KURT: Kendi şir­ke­ti­ni­zi ne zaman kur­du­nuz?

Fehmi EREN­SOY: 1970’de Eren­soy Ti­ca­ret’i kur­duk. Emi­nö­nü’ndeki Mısır Çar­şı­sı’nın ya­nın­da­ki Yeni İşhanı’nday­dı şir­ke­ti­miz. Kim­ye­vi madde ve men­su­cat bo­ya­la­rı it­ha­la­tı ve iç ti­ca­ret işi ya­pı­yor­duk. Zaten şir­ke­ti kurar kur­maz Akın’dan ta­nı­dık­la­rı için dünya dev­le­ri kısa süre için­de biz­ler­le te­ma­sa geçti. Hatta o dö­nem­de 2 Mu­se­vi geldi, bana or­tak­lık tek­lif etti. Yok de­necek kadar az bir ser­ma­yem ol­ma­sı­na rağ­men, ken­di­le­ri­ne ‘Ken­di­mi de­ne­mek is­ti­yo­rum. Tek ba­şı­na iş ha­ya­tı­nın için­de ba­şa­rı­lı olup ol­ma­ya­ca­ğı­mı gör­mek is­ti­yo­rum’ di­ye­rek te­şek­kür ettim. Hatta on­lar­dan biri ya­nıl­mı­yor­sam Bre­zil­ya’ya gitti, fab­ri­ka kurdu. Bir di­ğe­ri de Mo­na­ko’da şimdi.

 

sedat-fehmi-erensoy-5

LÜB­NAN’A KOÇ YU­MUR­TA­SI VE KARİDES GÖN­DERİYOR­DUK

Sedat KURT: Takip eden yıl­lar peki?

Fehmi EREN­SOY: 1982’de Er­teks Dış Ti­ca­ret’i kur­duk. İhra­ca­ta baş­la­dık. Lüb­nan’a uçak­la koç yu­mur­ta­sı, bon­fi­le ve ka­ri­des gön­de­ri­yor­duk. Öyle ki daha mal uçak­tan in­me­den sa­tı­lı­yor­du. 1985’te ise Aspaş A.Ş.’yi kur­duk. İplik üze­ri­ne bir şir­ket. Er­teks 1989’da dist­ri­bü­tör­lük­ler al­ma­ya baş­la­dı. Alman Braun’un Tür­ki­ye dist­ri­bü­tör­lü­ğü­nü aldık. Ar­dın­dan diğer dünya dev­le­ri geldi. Şu an halen Er­teks ve Eren­soy şir­ket­le­riy­le yo­lu­mu­za devam edi­yo­ruz. Tür­ki­ye’de önem­li ne kadar teks­til fir­ma­sı varsa hepsi bizi çok ya­kın­dan tanır. Aynı za­man­da; Teks­til boya ve kim­ye­vi madde üze­ri­ne fa­ali­yet gös­te­ren AB ül­ke­le­rin­de­ki dev­le­rin hep­siy­le de çok ya­kın­dan ta­nı­şır ve ça­lı­şı­rız.

Sedat KURT: İstan­bul’daki ti­ca­re­ti­niz as­lın­da dün­ya­da­ki ye­ni­lik­le­ri Tür­ki­ye’ye ta­şı­mak üze­ri­ne ga­li­ba

Fehmi EREN­SOY: Ger­çek­ten öyle oldu. Tür­ki­ye’de ilk IBM, bil­gi­sa­yar ge­tir­me­ye baş­la­dı. Belki de Tür­ki­ye’de ilk IBM bil­gi­sa­yar­lar­dan alıp kul­la­nan­lar­dan biri biziz. Tür­ki­ye’de ilk faks ci­ha­zı­nı kul­la­nan­lar­dan biri de biziz. Çok iyi ha­tır­lı­yo­rum biz o za­man­lar te­leks çek­mek için 15 gün Sir­ke­ci Büyük Pos­ta­ne’de bek­ler­dik. Bazen gelen ce­va­bı yan­lış­lık­la başka fir­ma­nın ku­tu­su­na ko­yar­lar. Bizim işi­mi­zi bir ay ak­sa­tır­lar­dı. Yurt dı­şın­da­ki fir­ma­lar­la böyle ha­ber­le­şir­dik. Ti­ca­ri bir ya­zış­ma­yı te­leks çeker, ce­va­bı­nın gel­me­si­ni en az 15 gün bek­ler­dik.

sedat-fehmi-erensoy-6

Sedat KURT: Bul­dan’la bağ­la­rı­nız bu arada kop­ma­dı tabi

Fehmi EREN­SOY: Gen­le­ri­miz­den gelen aile ya­pı­mız, an­ne­mi­zin ye­tiş­me­miz­de­ki has­sa­si­yet ve yön­len­dir­me­si ile yar­dım­laş­ma fa­ali­yet­le­ri­miz der­nek, sos­yal kurum ve sos­yal yar­dım­lar­la baş­la­dı. Evet, biz bir süre sonra ken­di­mi­zi mem­le­ke­ti­mi­ze daha büyük hayır iş­le­ri­ne ada­dık. . İlk des­te­ği­miz, an­ne­miz Mak­bu­le Eren­soy adına Bul­dan­lı ha­yır­se­ver­le­rin or­tak­la­şa yap­tı­ğı Ha­yır­se­ver­ler Has­ta­ne­si oldu. Bul­dan’daki üni­ver­si­te te­sis­le­ri­ne yap­tı­ğı­mız kat­kı­lar­la ilk harcı ko­yan­lar­da­nız. Bunu Feh­mi-Meh­met-Şük­ri­ye Eren­soy Or­ta­oku­lu takip etti. 18 ders­lik ola­rak yola çık­tık, yirmi ders­lik ola­rak ta­mam­la­dık. Şimdi 28 ders­lik ol­ma­sı­na ça­lı­şı­yo­ruz.

Sedat KURT: Tabii ki bu­nun­la da kal­ma­ya­cak sa­nı­rım

Fehmi EREN­SOY: Ör­ne­ğin Bul­dan 4 Eylül İlko­ku­lu’nun El Sa­nat­la­rı Mü­ze­si­ni de içine alan Tarih, Sanat ve Kül­tür mü­ze­si­nin ya­pıl­ma­sı için uğ­ra­şı­yo­ruz. Böyle bir gi­ri­şi­mi­miz var. Orayı Bul­dan Mü­ze­si’ne çe­vir­mek için her türlü des­te­ği ver­me­ye ha­zı­rız. Bul­dan’a ya­kı­şır bir otel gel­sin diye 45 dö­nü­mün üze­rin­de bir arsa ha­zır­la­dık. Alı­mın­da uz­laş­tı­rı­cı ola­rak yar­dım­cı olduk. Co­los­sae Otel’in böy­le­lik­le Bul­dan ya­tı­rı­mı ke­sin­leş­ti.

BUL­DAN’A KÜLLİYESİ MEV­CUT MO­DERN BİR CAMİ YAP­TI­RA­CA­ĞIZ

Bul­dan’a şimdi de bir kül­li­ye­si mev­cut bir cami yap­tı­ra­ca­ğız. İçinde ço­cuk­la­rı­mı­zın hem bilgi edi­ne­bi­le­cek­le­ri son de­re­ce mo­dern bir kü­tüp­ha­ne, hem oyun alan­la­rı hem de iba­det­ha­ne­nin ol­du­ğu bir kül­li­ye ola­cak. Ama­cı­mız yal­nız­ca dini mer­kez yap­mak değil, dini ilim­le bir­lik­te sun­mak.

Sedat KURT: Şimdi de bir Plat­form var

Fehmi EREN­SOY: Bul­dan Plat­for­mu ku­rul­du. Ku­ru­cu­lar ku­ru­lu, Bul­dan’ımı­zın ye­tiş­tir­di­ği; mes­le­ğin­de zirve yap­mış, üst düzey fikir ve dü­şün­ce üre­tecek, akıl­lı, bil­gi­li ve kül­tür­lü, her­kes ta­ra­fın­dan se­vi­len ve sa­yı­lan her türlü do­yu­ma ulaş­mış, gü­zi­de in­san­lar top­lu­lu­ğu­dur. Lüt­fet­ti­ler bize de Plat­form’da baş­kan­lık yapma şan­sı­nı verip, ağır so­rum­lu­luk ve bek­len­ti­si olan bu güzel mut­lu­lu­ğu ya­şat­tı­lar. Bul­dan Plat­for­mu, için­de Bul­dan’la il­gi­li ha­yal­le­ri­mi­zin tü­mü­nü ba­rın­dı­rı­yor. İnşal­lah çok güzel ça­lış­ma­la­rın al­tı­na imza atıp bin­ler­ce yıl­lık köklü geç­mi­şe sahip Bul­dan’ı ge­le­ce­ğe en iyi şe­kil­de ta­şı­yıp, ha­yal­le­ri­mi­zin ger­çek olu­şu­nun mut­lu­ğu­nu be­ra­ber­ce gö­re­ce­ğiz.

Sedat KURT: Çok te­şek­kür ede­rim sıcak soh­bet için

Fehmi EREN­SOY: Biz­ler de siz­le­re te­şek­kür edi­yo­ruz.

sedat-fehmi-erensoy-8

Fehmi Eren­soy ile rö­por­ta­jı­mı yoğun bir İstan­bul ko­şuş­tur­ma­cı­sı­nın ara­sı­na ama ayı­ra­bi­le­ce­ğim mak­si­mum za­man­la yap­ma­ya gay­ret gös­te­rir­ken, rö­por­ta­jın so­nun­da sürp­ri­zi pat­lat­tım. İstan­bul’daki De­niz­li rö­por­taj­la­rı­nı sa­ye­le­rin­de ha­ya­ta ge­çir­di­ği­miz Hacı Şerif’in özel bir pa­ke­ti­ni he­di­ye ettim ken­di­le­ri­ne. Ancak gös­ter­di­ği tep­ki­ler beni biraz kıs­kanç­lı­ğa it­me­di değil. İki kar­deş­le­riy­le bir­lik­te rö­por­ta­jı­mı­za ka­tı­lan Fehmi Bey, De­niz­li’nin mar­ka­sı Hacı Şerif’in yine De­niz­li’ye özel tat­lı­la­rı­nı gö­rün­ce ve böy­le­si­ne önem­li bir pro­je­ye des­tek ol­duk­la­rı­nı öğ­re­nin­ce ke­li­me­nin tam an­la­mıy­la öv­gü­ler yağ­dır­dı. Biz­ler ara­cı­lı­ğı ile bu tatlı ve nazik jest için te­şek­kür­le­ri­ni ile­ten Fehmi Eren­soy, te­le­fon­da bir gün sonra rö­por­taj metni ile il­gi­li gö­rü­şür­ken, ko­nu­yu bir şe­kil­de Hacı Şerif’e ge­tir­di. De­niz­li hel­va­sı­na atıf­ta bu­lu­nup “Öz­le­mi­şim. Çok gü­zel­di” dedi. Şimdi bu söz­le­ri kıs­kan­maz mı insan, kıs­ka­nır tabii ki..:))

Kaynak

Yorumlar...

Henüz içerik yok

Yorum Yaz